|
“Kahraman” ve “kahramanlık” bu neslin insanına yabancı. Ne bir kahraman bekliyor, ne de kahraman olma hevesine kapılıyorlar. Hatta, “kahramanlık” yapmak alay konusu oluyor. Sahteleri bile rağbet görmüyor. Saygılar “resmen,” sevgiler “kerhen” oluyor. Oysa, bu koşturma çağında da mini kahramanlar olabilir. Belki bir ülkeyi değil, ama pek çok ayrıntıyı kurtarabilir. Belki ayrıntılar kurtuldukça biz de kurtuluruz.
Bir, “gün” kahramanı olmalı meselâ. Günleri abesiyetten, başıboşluktan, yaşanmamış kadar fosluktan kurtarmalı. Günün içini doldurmalı. Bugünü yarına ve ondan sonraki güne ve asra bırakmalı. Günü bir sene kadar kıymetli kılmalı. Bir, “gece” kahramanı olmalı. Geceleri günah karanlığından kurtarıp aydınlığa kavuşturmalı. Bir, “gerçek” kahramanı olmalı. Yalanların elini kolunu sallaya sallaya dolaştığı bu zamanda, ne olursa olsun doğruları söylemeli. Kimseyi korumadan gerçeği kurtarmalı. Bir, “merhamet” kahramanı olmalı. Ticarî bir meta gibi alınıp satılarak aslı sahtesinden ayrılamaz hale gelen merhameti gün ışığına çıkarmalı. Herkes onu tanımalı. Bir “sanat” kahramanı olmalı. Onu saklandığı gizli dehlizlerden çıkarmalı. Sanat olmayan müsveddeleri ifşa etmeli. Neyin sanat olup, neyin olmadığına dair tartışma bitmeli. Bir, “kitap” kahramanı olmalı. Onu yok olmaktan kurtarmalı. Hayatın baş tacı etmeli. Herkesin eline bir kitap düşmeli, kimsenin elinden kitap düşmemeli. Bir, “sevgi” kahramanı olmalı. Onu dillerden kurtarmalı, gönüllere yükseltmeli. Etrafta başı boş dolaşıp nerede boş bir yürek bulsa yerleşen değil, amacı ve hedefi belli bir sevgiye dönüştürmeli. Bir, “ölüm” kahramanı olmalı. Ölümü korkulmaktan kurtarmalı, sevdirmeli. Bir, “çocuk” kahramanı olmalı. Çocuklara çocukluklarını yaşatmalı. Masumluklarını, oyunlarını ve oyuncaklarını korumalı. Bir, “kahraman” kahramanı olmalı. Kurtarmayan kahramanlardan kurtarmalı.
|