|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 11:42 |
|
Hiç dostluğun imtihan edildi mi, kara günde? Sevgin, aşkın parayla sınandı mı? İnancın sahte cennetlere karşı ne kadar dayanıklı? Sana vaat edilenler bir sahte cennet olmaya ne kadar yakın ve sen ne kadar uzaksın bu tekliflerden? Mal, mülk, servet, makam ile davan arasında tercih yapmak zorunda kaldın mı?
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 11:42 |
|
Borsa bantları, hiç güneş gördü mü? Hiçbir oyuncağı kurcalayıp bozdu mu? Bisikletten düştü mü? Acıkan birine yemek ısmarlayıp, üşüyen birine ceketini çıkarıp verdi mi? Ulusal yüz endeksleri, aşk mektubu yazdı mı? Bir gece yatağına uzanıp yastığını gözyaşlarıyla ıslattı mı? Otogara gidip bir sevdiğini karşıladı mı? Telefon bekledi mi heyecanla? Yüreğini sızlattı mı hiç bir şarkı? Ezbere bildiği kaç şiir var? Parametrelerin, annesine babasına sarılıp aynı nasihati yüzlerce kez dinleyip kızamadığı oldu mu? Bir çocuğa çikolata alıp sevindirdi mi? Ağlayan bir çocuğa “İğne yaparım ha” tehdidi savurdu mu?
|
|
Devamını oku...
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 11:41 |
|
Unutmamaktır tüm mesele.Telefon defterine yıllar önce numarasını yazdığın dostunu unutmamak. Onu aramayı unutmamak. Onun hakkında, kırık bir tebessüm ve kısık bir sesle anlatılabilecek hatıraları unutmamak. Vefa sınavını geçmek için. Sınavda doğru cevapları unutmamak. Yanlış cevapların yanlışlığını da. Hangi nehrin hangi denize döküldüğünü, üçgenin iç açıları toplamının kaç ettiğini, suyun kaç derecede donup kaç derecede kaynadığını unutmamak. Okul sınavını geçmek için. Sıcak yuvanın tatlı huzurunda, ince belli bardak ile iyi demlenmiş bir çay içebilmek için evin yolunu unutmamak.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 11:41 |
|
Önce gözleri çalındı. Yüreklerimiz görmedi; gözlerimiz gördü görebildiğince, ne kadar görebilirse, ne kadar kapsarsa dünyayı, anlamı ve hayatı; ya eksik, ya hatalı. Sesleri işitemez oldu yüreklerimiz, kulakları çalınınca. Bulanıklaştı her şey. Sesler, sözler, şarkılar, hışırtılar, haykırışlar birbirine karıştı. Anlam kayboldu sözün üzerinden.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|