İstatistikler


Website Statistics

LİNKLER

Eposta

Cümle kurmanın yazılmamış hazin biyografisi PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Murat Çetin tarafından yazıldı   

Ağzımızdan çıkan ilk kelimeyle yüreğinizi ısıttık, yüzünüzü güldürdük, neşeniz olduk. Bize neden cümle kurmanın ıstıraplı, çetrefilli, riskli bir iş olduğunu söylemediniz de, kelimenin mutluluğuyla avunduk yıllarca?

Cümle kurmanın acemisi olduk; muzdaribi, yorgunu olduk. Bir cümle kurarak, bir kalbi kırdık. Bir cümle kurarak, bir başlangıca imza attık. Bir cümle kurarak, bir filmin “son” yazısının harflerini oluşturduk.

Bir özne ve bir yüklemin yeterli olduğunu söyleyen dilbilgisi kitaplarının basitliği aksine, hayatımız hangi cümlelere özne olma ve hangi yüklemleri yüklenmenin ağır tercih sınavlarıyla geçti. Hangi cümlede “ben” olacaktık? Hangi “biz”e katılacaktık? Kim için “sen,” kim için “siz,” kim için “o” olacaktık? “-di”li geçmiş zamanlarımız eklenecek, “-yor” ekli fiiller belirleyecekti, “-ecek”lerimizi. Ve bizi asla ilgilendirmeyecekti, elâlemin “-miş”leri. Bizim için “-dır”ların kesinliği olacaktı, ya gözümüzle gördüğümüz ya da gözümüzle görmüş kadar kesin olan.

Kimi zaman “gizli özne” olsak da bir “ben” olarak var olacak, faili olmadığımız fiilleri üstlenecektik. Kimi zaman “edilgen” bir fiilde gizleyecektik kendimizi. “Ben” diye yükseltecektik sesimizi, gurur duyulası cümlelerde ve kısık sesle dile getirilen bir savunma cümlesinde yarım ağızla söylenecekti yine aynı “ben.”

İlk “anne,” ilk “baba” kelimeleri dökülürken ağzımızdan, aklınızdan uçuverdi söylenen sözlerin geri alınamazlığı. Ve biz, müfredat lisanıyla konuşan öğretmenlerimizden  öğrendik, “Dilin kemiği yoktur”u bir atasözü olarak.

Biz, “Seviyorum” cümlesinin öznesi olmanın ağırlığı kadar, bu cümlenin söyleyicisi ve muhatabı olmanın ayakları yerden kesici başka bir ağırlığını da bizzat yaşayarak öğrenmek zorundaydık. Yürümeyi düşerek öğrendiğimiz gibi, cümle kurmanın zorlu güzergâhını da yanlış zamanda, yanlış muhataplara, yanlış kelimelerle kurulmuş cümlelerin pişmanlık raporuna eklenmesiyle öğrendik. Ama dizlerimizdeki yaralar kadar kolay geçmedi, dilimizdeki ve kalbimizdeki yaralar.

İlk cümlelerimiz kalbimizle paraleldi. Kalbimizde ne varsa, cümlelerimizde de o vardı. Sonra, kalbimizi gizlememiz gerektiğini öğrendik, nerden öğrendiysek. İçimizdeki cümlelerle, dışımızdaki cümleler ayrışmaya başladı. Bu ayrışma o kadar yoğunlaştı ki, kalbimiz sızlar, cümlelerimiz yalanlarla kirlenir oldu.

Hayat, cümle kurma satrancı haline geliverdi. Her kelime bir hamle, her imalı söz bir “şah,” her cevap verilemeyen cümle bir “mat” oluverdi. O insanın içini ısıtan, yüreğine su serpen, aklını karışıklıklardan, beynini bulanıklıklardan, hayatı karamsarlıklardan kurtaran cümleler azaldı. “Seni seviyorum”lar çoğaldı, ama kalpteki sevgilerden çok daha fazla. “Ben”ler arttı, benliklerin şımarması oranında.

Hayatı, cümle kurmanın, kuramamanın, cümlelere muhatap olmanın ıstıraplı, çetrefilli, riskli yolu biçimlendirdi. “Anne” sözcüğünün sevimliliğiyle başlayan hayat, her zaman aynı sevimlilikte bitmedi. Yapılacak hesaplar arasına kurulan cümlelerin sorumluğu da eklenerek verildi son nefesler.

Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img]   
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):S
:!::?::idea::arrow:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
 
GALERI
Flim Müzik İndirme Forumu [ vBulletin 3.8.2 ] © 2007 - 2009
Kapatmak İçin Reklama Tıklayın !