Dünün haberlerini veriyoruz, sevgili izleyiciler. Ne kadar sevgili, ne kadar sevgisiz olduğunuzu tartışmıyoruz. Aslında bir haber vermeden ziyade, haber vermeme söz konusu, sevgili olup olmadıkları şüpheli olan seyircilerimiz.
Bir şey diyeyim mi? Sizin “seyirci” sıfatınız bazen beni çok rahatsız ediyor. Neden hep seyrediyorsunuz? Neden hiç harekete geçip bir şeyler yapmıyorsunuz? Ama konumuz bu değil, sayın seyirciler. Aslında aranızda hiç de sayılmaması gerekenler var. Bir nevi sıfırlar var aranızda, biliyorum. Ama, belli etmemeye çalışarak söylüyorum tüm “sayın”larımı.
Yurtta ve dünyada yaşanan gelişmelere geçiyoruz. Aslında yaşanmayan gelişmelere, ya da ne bileyim, gelişmemelere geçiyoruz.
Dün, çok ilginçtir hiçbir şey olmadı.
Evet, cumhurbaşkanı, başbakan, onların yardımcıları, sekreterleri, özel kalem müdürleri, şoförleri, bakanlar vesaire hiçbir açıklama yapmadı.
Dün, evet aynı dünden bahsediyoruz, hiçbir temel atma, açılış töreni düzenlenmedi.
Dolayısıyla, ne bir konuşma yapıldı, ne anıta çelenk konuldu, ne saygı duruşunda bulunuldu. Hatta, gece de fener alayı düzenlenmedi.
Dün, hiçbir şehrin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü bile değildi. Temsilî milisler, şehri temsilî olarak, temsilî düşmanlardan yine temsilî olarak kurtarmadılar.
Ne bir festival, ne bir şenlik, ne bir yıldönümü... Dün hiçbir gelişme olmadı.
Ne köpek adamı ısırdı, ne adam köpeği.
Dünyanın on binlerce noktasında gerçekleşen doğumlarla işitilen çocuk seslerini; adını sanını ancak dostlarının bildiği, haber değeri taşımayan kişilerin ölümlerini; bir kalpte, ancak o kalp sahibinin duyduğu bir vesveseyi; bir başka kalp sahibinin hissettiği heyecanı; her kalpte, kalbi taşıyan insandan habersiz mükemmel tempoyu; bir kuşun yuva yapışını; bir kelebeğin kanatlarındaki desenleri ve saireyi, ve saireyi saymazsak...
Dün hiçbir şey olmadı...
| Yorumlar |
|






