|
Bazen öyle güçlü görürüz ya kendimizi; ne zavallıyızdır! Her şeyi kontrolümüzde görürüz ya; ne kadar acınasıyızdır! Oysa insan, bazen, en azından bazen, kendini çaresiz hissedebilmelidir. Diz çökebilmeli, ellerini göğe açıp, başını öne eğebilmelidir. Dudaklarından dualar, gözlerinden yaşlar dökülebilmelidir.
Ne yapacağını şaşırabilmelidir bazen insan. Kendini çıkmaz bir sokakta hissedebilmelidir. Hissedebilmelidir ki, görebilsin ayağının altındaki toprağı ve başının üstündeki göğü. Yürüyebildiğini, ama uçamadığını; koşabildiğini, ama yüzemediğini; zıplayabildiğini, ama toprağın içinde hareket edemediğini anlayabilmelidir. Söyleyecek söz bulamayabilmelidir bazen insan. Bilgisinin yetersizliğini görebilmeli, ufkunun darlığına şahit olabilmelidir. Bildiklerinin, bilmediklerinin yanında bir hiç bile olmadığını fark edebilmelidir. Utanmalı, yerin dibine geçmelidir insan bazen. Hatasız olmadığı gerçeği, yüzüne bir tokat gibi inecek kadar utanmalı, bir daha unutmamak üzere pişman olabilmelidir. Affetme makamından af dileme makamına geçmelidir. Yalvarabilmelidir, yüzü kızararak. Özür dileyebilmelidir, göz göze gelmekten kaçınarak. Kaybolabilmelidir insan kimi zaman da. Nerede olduğu sorusuyla muhatap olmak için en azından. Nereden geldiğini bir kez olsun düşünebilmek için. Nereye gideceği sorusuna bir defa olsun cevap aramalıdır insan. Bir kez, en azından, bir kez kaybolmalı, kaybolabilmelidir. Patlayabilmelidir bazen insan. Dünkü ve önceki günkü ve ondan önceki ve ondan da önceki günkü yaşadıklarını bugün aynen yaşadığı ve muhtemelen yarın da yaşayacağı için patlamalıdır. Aynı yüzleri görmekten, aynı sahte gülücüklere karşılık vermekten, aynı hamaset lâflarını dinlemekten sıkılmalı, patlamalıdır. İnsan, öyle beceriksiz oluvermelidir ki, bir an sahip olduğu her şeyin, aslında sahibi olmadığını görebilmelidir. Titreyivermelidir eli, her şeye yetişen eline saf saf bakıvermelidir. Dermansız kalıvermelidir ayakları, her yere koşuşan ayaklarını tuhaf bir nazarla süzüvermelidir. Aklı, o çok övündüğü aklı, bir an duruvermeli ve onu ilk kez ne zaman ve nasıl çalıştırdığını, yoksa hiçbir zaman kendisinin çalıştırıp çalıştırmadığını duran aklıyla düşünüvermelidir. Öyle güçsüz oluvermelidir ki, bazen insan öyle beceriksiz, öyle eli ayağı tutmaz oluvermelidir ki, o acz içindeki lezzeti de görebilmelidir. Görebilmelidir bazen insan, başka zaman göremediklerini, bir an olsun görebilmelidir.
|