|
Ey okuyucu! Seninle görüşmeden, birbirimizi işitmeden, aynı havayı solumadan konuşuyoruz. Sanıyorlar ki, hep ben konuşuyorum; sen dinliyorsun, sen konuşuyorsun; ben duymuyorum. Ey okuyucu, yanılıyorlar! Şu an bir çift gözün üzerimde dolaştığını, kelimelerimi mırıldadığını, yanlışlarımı bulup doğrularımın altını yanlışlarımın üstünü çizdiğini, çok yanlış yaparsam benim üstümü de çizeceğini biliyorum.
Şu an, kitabın bu sayfasında, gözlerinden beynine, başarabilirsem kalbine, ruhuna gidebileceğimi ve oradaki sayfada da açıldığımı, unutulabileceğimi de hatırlanabileceğimi de, içini ürpertebileceğimi de, hiçbir şey hissettirmeyebileceğimi de biliyorum. Beyninin bir köşesindeki seslendirilmeyen eleştirilerini; telefon hatlarından, posta idaresinden, ya da havanın ses iletme özelliğinden faydalanarak ulaştırdığın eleştirilerin kadar, işitemiyorsam da, iyi duyuyorum. Ey okuyucu! Benim konuşup konuşup hiçbir şey anlatamama ihtimalim var, ama sen hiçbir şey söylemesen de çok şey anlatıyorsun. Benim anlatıp anlatıp duramama ihtimalim var, ama sen dudaklarını kımıldatmasan bile seni duyuyorum. Aramızdaki bu gizli iletişimin sırrı, kalplerin ve ruhların mekân tanımazlığında, hayâllerin sınır tanımazlığında, aklın ele avuca sığmazlığında yatıyor. Aynı kaynaktan beslenmek, aynı pınardan su içmek, farklı yerlerde de olsa bir çiçeğe, bir arıya, bir yıldıza bakıp aynı şeyleri hissetmek ve düşünmekten geliyor bu yakınlık. Mektubuma son verirken, her biri bir mektup olan satırlarımın süreceğini, her biri bir mektup olan bakışlarını paragraflarımın üstünde hissetmeye devam edeceğimi, her biri bir mektup olan kâinatın her zerresini okuyacağını bildiğimi bilmeni isterim. Ve bilmeni isterim ki, mektubum burada bitiyor olsa da, her bitişin aslında başka bir başlangıç olması gibi, ölümün dahi yeni bir başlangıç olması gibi; bu yazının bitmesi de başka okumaların bir başlangıcı olabilir. Kâinata, zamana, içinde bulunduğun ana, aynaya ve içine iyi bak. Orada uzun ve hiç sıkılmadan okuyabileceğin bir makale, belki bir hikâye yazılı. “O”na emanet ol!
|