|
Mektup almak, zarf almaktır, mazruf almak: İçine nice mazruflar alan bir mazruf… Mektup almak, selam almaktır, muhabbet almak: İçine nice halet-i ruhiyeler sığdıran bir muhabbet. Mektup almak, bir kaçamaktır ve kaçamamak: İçine nice halet-i ruhiyeler sığdıran bir muhabbet… Mektup almak, zarfı açmaktır:
Bilmediğin mazrufları, bilmediğin satırları, bilmediğin birisini açmak, bildiğini zannettiğin birisini, kendini açmaktır. Mektup almak, aşmaktır: Ard arda sıraladığın, birbirini tekrar eden cümleleri, ardarda gelen ve birbirini tekrar eden anlarını, duruşlarını aşmaktır. Mektup almak, kâğıt kokusunu almaktır, insanîliği hissetmektir: Cümlelerdeki insan yapımı kıvrımları, sertlikleri, yumuşaklığı, öfkeyi, sevgiyi, yanlışlığı, yanlışı örtmek için sarf edilen gayreti görmektir. Mektup almak, şımarma ve eleştirilme riskini göze almaktır: Yanlış yaptığını hatırlatması, ya da doğru yaptığın övgüsü karşısındaki bir sınavdır. Mektup almak, bir çeşit aşktır: Kalpte fani mahbuplara ayrılmış minicik bir yerde saklıdır, ama kaynağı fani değildir. Mektup almak, mektubun yazıldığı geceyi ve karanlığı yıldızlarıyla, neşeyi kahkahalarıyla, hüznü gözyaşlarıyla birlikte almaktır. Mektup almak, hem içinden geldiği gibi basitliğini, hem içinde birikenlerin dolu doluluğunu, yoğunluğunu almaktır. Mektup almak, umursanmaktır. Sen açana kadar gizlidir mektup. Bir nüshası emniyete, bir diğeri savcılığa gönderilmez. Yazan istendiği kadar bağırabilir; okuyan istediği kadar hüzünlenebilir. Yazan istediği kadar neşelenebilir; okuyan istediği kadar tebessüm edebilir. Yazan istediği kadar kendisi olur; okuyan istediği kadar kendisiyle baş başa kalır. Mektup almak, başkasının hürriyetine şahit olarak hür olmaktır. Mektup almak, zarfa konulmuş, üstü damgalanmış bir hayatı çekmecende saklama lüksüne sahip olmaktır. Aleni olanı, özel alana çekmektir. Bir mektuba yapılacak en büyük kötülülük, onu yırtmak, ya da umursamayarak mânen yıkmaktır. Çünkü bu, insanın kendisini yıkmasıdır.
|