|
Eve gitmek için araba bulamadığımda, kaplumbağalara özenirim: Evim önceliklidir o an, aşık olup şiir yazmaktan. Yazacak bir satırım olmadığı zaman ise, yerleri temizleyenlere özenirim: Kafamın rahat olmasını, kollarımın yorulmasına tercih ederim. Sıcaktan uyuyamadığımda, ağaçlardaki yapraklara imrenirim:
Rüya görme ihtimalini bir kenara koyarım, rüzgârın püfür püfür ferahlığına karşı. Üşüdüğümde dünyanın diğer yarım küresinde yaşayanlara özenirim: Doğup büyüdüğüm mekânların dostluğunu unuturum. Yazdığım bir cümle beğenilirse, yazarı olduğum cümleye özenirim: Yazının, yazarı olmadan bir anlam ifade etmeyeceğini göz ardı ederek. Kaybolsam, kutup yıldızına imrenirim: Herkese yol göstermenin, kendi yolunu bulmana bir faydası olmasa da. Yalnızsam, kalabalıklara özenirim: Kalabalıklar içindeki iletişimsizlikleri görmem. Kalabalıklar içinde sıkılmışsam, yalnızlara özenirim: Yalnızların sıkıntısından habersiz. Akşamın hüznü çöktüğünde, güneşin daha geç battığı yerlerde yaşayanlara gıpta ederim: Sanki orada hiç akşam olmayacakmış gibi. Kimse aramasa, arananlara özenirim: Her arayanın iyi bir haber için arayacağını varsayarak. Unutulsam, unutulmayanlara imrenirim: Her hatırlamanın en fazla ölüme kadar olacağını unutarak. Sevgim karşılık görmese, karşılık bulanlara gıpta ederim: Onların kalplerindeki ağırlıktan habersiz. Kaçıp gitmek istediğimde kuşlara özenirim: Kaçmanın en kolay çözüm gibi görünmesi, kuşun beyin kapasitesine uygun olduğundan galiba. Kendimi çirkin bulsam, çiçeklerin güzelliğine gıpta ederim: Ömürlerinin kısalığını bir kenara koyarım. Bilgisayarın yapay zekâsına gıpta ederim, işin içinden çıkamadığımda: Kendi beynimin bazen en karmaşık sorunları nasıl çözdüğünü unuturum nedense. Karıncaların çalışkanlığına özenirim, tembelliğim üzerimdeyken: Çalışmanın hırsı, ayaklar altında ezilmeyi gözardı ettirir bazen. Biten güne imrenirim: Beklenti olmanın sıkıntısı bitmiştir belki. Ya sorgulanmaya başlamanın rahatsızlığı? Başlayan güne özenirim: Umutlarla yüklüdür, ama "Ya umutlar boşa çıkarsa?!" diye düşünmem. İçinde bulunduğum “ân”a gıpta ederim: Kısadır, fakat onu kurtarmak, hayatı kurtarmaktır çoğu zaman. Özentilerle yüklüyüm. Asla bulunduğum yerden memnun olmam. Ki, buna mutsuzluk denir: Mutlu insanlara özenirim... BU YAZIYI ALINTILAYAN SİTELER http://www.sanalcafe.com/archive/baslik.asp?git=son&id=1199
|