|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 06 Mayıs 2009 05:12 |
Nedir insanlığın şu süper kahraman merakı? ‘Süperman’ler, ‘Spiderman’ler, ‘Hulk’lar, ‘Yarasa Adamlar’ ve türevleri… Kimi uçar, kimi ışık hızında koşar, kimi yeşil dev adama dönüşür, kimi tonlarca ağırlığı parmağının ucuyla kaldırır, kimi duvarların arkasını görür, kimi gökdelenlere tırmanır. İnsan sanki kendisine verilmiş yetenekleri yeterince ve yerli yerinde kullanıyormuş gibi, hep daha fazlasını ister. Ne var bunda denilebilir, bunlar gerçekleşmeyeceği bilinen birer hayal. Üstelik, bütün süper kahramanlar bu üstün yeteneklerini insanlara yardım etmek için kullanıyorlar.
O halde ben de bir hayal kuruyorum ve zihnimde bir süper kahraman çiziyorum. Bu kahramanın tek yeteneği ‘empati’. O, sadece karşısındaki insanın yerine kendisini koyup onun acılarını, dertlerini hissetmiyor; dünyanın herhangi bir coğrafyasında, her hangi bir insana karşı da empati besliyor, onun hissettiklerini, kendi hissettiklerinden bir fark olmadan hissediyor. Onun acılarını, aynı kendi acıları gibi yaşıyor, ona yapılan zulümler kendisine yapılan haksızlıklarla aynı derecede içini yakıyor. Belki bu, diğer süper kahramanlarda görmeye alıştığımız türden bir yetenek değil. Hatta bir yetenekten çok insanın hayattan zevk almasını, doyasıya yaşamasını engelleyen bir kusur. Ama zaten amacımız insanlara yardım etmek değil mi? Bütün diğer kabiliyetlerimiz olsa bile başkasının acısını kendi acımız olarak hissetmeden kime nasıl yardım edebiliriz ki? Başka hiçbir insanüstü yeteneğimiz olmasa bile, sırf empati ile neler başaramayız ki… Nerde bir masumun üzerine bomba yağıyor, onun yanında olur, tüm gücümüzle yardım ederiz. Nerde bir hak gasp ediliyor, kendi hakkımız gasp ediliyor gibi sahip çıkarız. Ağlayanlarla ağlar, dert çekenle dertleniriz. Her günümüzü, aslında kendi acımız da olan bir acıyı dindirmeye, aslında kendimize yapılmış olan bir zulmü ortadan kaldırmaya adarız. Gerektiğinde uçar gibi gideriz, sadece duvarların değil dağların arkasını bile görürüz, nerede bir zulüm var, öfkemizden devleşir koca bir yumruğa dönüşürüz. Ve aslında diğer hiçbir süper kahramanın yapamadıklarını yaparız. Üstelik bütün bunlar hiç gerçekleşmeyeceği bilinerek kurulan hayaller de değil. Zaten –hadiste de belirtildiği gibi- hepimiz bir vücudun organları gibi değil miyiz? Birimizin acısı hepimizin acısı, birimizin hastalığı hepimizin hastalığı oluverir. Ve aslında, inanan herkes birer potansiyel süper kahraman değil midir?
|
|
LAST_UPDATED2 |
Hayaller olmasaydı insanlık bu gün bu seviyede asla olamazdı. Buluşlar gerçekleşmezdi.
Bahsettiğin türde topyekün bir empati yaradılış gayemize ters düşer. Dünyada hiç kötülük olmasa dünya değil cennet olurdu