|
Murat Çetin tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 03 Ocak 2009 11:53 |
Her şeyi bol bol istesek de, “az”dadır gönlümüz. Az bir yemekle çoklar doyururuz. Azıcık suyumuzu damla damla kullanırız. Az yoğurdumuzdan çok ayranlar yaparız. Az vaktimizi, bol vaktimizden daha dolu yaşarız. Az paramızın kıymetini bilir, ona göre harcarız.
Sevgi cümlelerini “çok”suz kullanmasak da, az sevdiklerimizi kendimize köle etmeden, daha insanca severiz. Az konuştuğumuzda anlattıklarımız, çok konuştuğumuzda anlattıklarımızdan çoktur. Bir şey azsa gözümüz gibi bakarız. Kıymet vermediğimiz bir şeyin değerini, azalınca anlarız. Çokları bulanlar bile azla çıkar yola. Çoğu kaybeden, azla yetinmeyendir çoğu zaman. “Az”ı çok için basamak yapan, sırf çoğu bulmak için aza kanaat eden, çoğu bulamaz. Çoğu bulanlar, azı az olduğu için seven ve seçenlerdir. Bir şeyler çoksa hayatımızda, belki başka bir şeyler az olduğu içindir. Ve bir şeylerimiz azsa, başka bir şeylerimiz çok olduğu içindir. Etrafında çok insan olanların çoğunlukla yalnız, az insanlar olanlarınsa sağlam dostlukları olması boşuna değildir. Biz “az”ı severiz. “Az” da çoğu. Biz “az”ı sevdikçe hayatımızda bazı şeyler bundan çoğalır. “Az”ı severiz içten içe. Çünkü “az” bizi ve her şeyi “bir”e yaklaştırır. “Bir” ise her şeyi çoğaltır. Milyarlara koşsak da, farkında olmasak da, başka hayaller kursak da, ömrümüz boyunca “bir”i ararız.
|